Bir Orta Çağ Masalı Brugge - 2

Bir Orta Çağ Masalı Brugge - 2

03 Mart 2019

338 kez görüntülendi

Belçika'da gezmiş olduğum şehirler arasında beni en çok etkileyen yerin Brugge’u daha önceki yazımda hayranlıkla anlatmıştım ama o kadar çok şey var ki yazmak isteğim. Avrupa Kültür Başkentliğini de yapmış kentin en önemli şansı, 2.Dünya savaşında hiçbir zarar görmemesidir. Tamamı UNESCO tarafından korunmakta olan Brugge, hem de kentin içindeki bazı binalar ayrıca Dünya Miras Listesine alınmıştır. Bir önceki yazıma bu linkten https://www.buseningunlugu.com/Blog/Bir-Orta-Cag-Masali-Brugge-20 ulaşabilirsiniz. 


Bir küçük Venedik olarak anılan Brugge'da, Benim gibi farklı ülkelerden Leuven’e gelen Erasmus arkadaşlarımla güzel vakit geçirmenin yanında tarihi atmosferi içimize çektik. Tüm şehri yürüyerek gezerken her bir adımda tarihi doku sizi cezbedecektir.


Bellfort''tan WoleStraat'ı takip ederek kanala çıkıp sağa dönüp Dijver sokağına doğruca gittiğinizde şehrin en eski kilisesi The Church of Our Lady (Bizim Leydi Kilisesi) ve Brugge'lü Madonna gerek mimarisiyle gerek tüm ihtişamıyla sizlere güzel bir karşılama yapıyor. Tarihi 13. ve 14. yüzyıllara dayanan kilisenin kule yüksekliği 122.3 mt ve bu özelliği ile şehrin en uzun yapısı özelliğini taşımaktadır. Ayrıca Almanya'da bulunan St. Martin Kilisesinden sonra dünyanın en uzun tuğla kulesidir.


Kilisede, yüksek atların arkasındaki koro yeri boşluğunda Dazlak Karl ve en sonraki Valois Burgonya Dükü ve onun kızı düşeş Mary'nin mezarları bulunmaktadır. Baba ve kızın yaldızlanmış tasvirlerinin ikisi de parlatılmış siyah taşın kalın dilimi üzerinde rahat huzur sağlar. Halk tarafından çok sevilen Maria burada yattığı için kiliseye bu ad verilmiş.


Kiliseyi önemli kılan bir diğer unsur da ünlü sanatçı Michalengelo'nun yapmış olduğu Brugge'lü Madonna (The Madonna of Bruges) eseri olmasıdır. Heykel, çocuk İsa ve Meryem'i tasvir etmektedir. Heykel aslında Michalengelo tarafından Siena Katedrali için tasarlanmış, daha sonraki yıllarda İtalya’da tüccar olan iki kardeş tarafından satın alınarak, 1514 yılında şimdiki yerine bağışlanmış. Fransız devrimcileri işgali ve Nazi Almanları tarafından 2 kez yağmalanmış ve yeniden ele geçirilmiş. Bu eser şimdilerde kurşun geçirmez bir camın arkasında turistler için sergileniyor.


Brugge’u gezdikten sonra aklımda kalan tek şey “Sonsuza kadar burada mus mutlu yaşayabilirim” düşüncesi oldu. Avrupa'nın en eski şehirlerinden bir Brugge sizi tam anlamıyla eski çağlara götürmektedir. Tarihi sokaklar haricinde gezilebilecek birkaç küçük müze de var. Bunların arasında en popüler ve en çok turist çekenlerden biri Çikolata Müzesi ve bir diğeri de ünlü Belçika biralarının nasıl yapıldığını görebileceğiniz De Halve Maan Bira Fabrikasıydı. Tarihi en çok yaşatan ve biraz da rahibe işi el yapımı danteller çok ünlü olmakla birlikte büyük ilgi görmektedir. Birçok el yapımı butik çikolatacının yanı sıra tarihi atmosferi bozulmamış şirin dantel dükkânları da bulunuyor.


Brugge da tatmadan dönmeyeceğiniz bir beşli, Bira, Patates, Midye, Çikolata, Waffle’dır. Tatlarının damağınızda kalarak döneceğinize eminim! Bu arada evlenme teklifi alacak kızlarımıza bir not: Dünyada tek taşla yapılan ilk evlilik teklifi burada yapılmış. Sevgiliniz size Brugge a gidelim diyorsa koşarak gitmenizi öneririm güzel bir teklif alabilirsiniz.

erasmus avrupa belçika haftasonu brugge

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz

E-Mail adresiniz ekranda gösterilmeyecektir. Rahatsız edici yorumlar için hukuki haklar saklıdır.