Tire'de Bir Hafta Sonu

Tire'de Bir Hafta Sonu

03 Mart 2019

1145 kez görüntülendi

İzmir’e bir saat uzaklıkta şehrin koşuşturmasından uzaklaşarak, doğa harikası güzellikleriyle bir hafta geçirmeye ne dersiniz? İşte tam da bu noktada Tire tüm güzellikleriyle bizleri beklemekte. Uzun zamandır bir gezi yazısı yazmamıştım, malum sonbaharın gelmesiyle birlikte havanın geç aydınlanması erken kararması sonucunda insanın canı bir şey yapmak istemiyor. Bu hafta sonu farklı yerler gezelim diye düşünürken orada öğretmenlik yapan Pelin arkadaşımın yanına bir seyahat düzenledik. İzmir’e 85-90 km mesafede olan Tire’ye arabayla gidecek olursanız Aydın otobanından Selçuk ayrımına dönüyorsunuz. Gişelerden 300-400 metre sonra Tire tabelasını göreceksiniz. Tren ile de İzmir’den ulaşım mümkün. Tren yolculuğunu seven, geçmişte tren yolculuğu yapıp buna özlem duyanlar için treni öneririm. Begüm ile anılarımız arasına bir farklılık daha eklemek için Trenle ulaşım sağladık.


Yeşilin her tonunu bulunduran Tire “Yeşil Tire” olarak anılmaktadır. Tireye girer girmez tarihi yapısı ve yeşil görünümüyle bana Yeşil Bursa’yı andırdı. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Tire’de Hitit, Frigya, Lidya, Helen, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı izlerine rastlamak mümkün.  Çevre illerden de birçok misafire ev sahipliği yapıyor.

Tire gezimizin ilk durağı Tire deyince akıllara ilk gelen doğa harikası Dere kahve oldu. Özellikle bolluk ve bereketi temsil ettiği düşünülerek Tireliler Hıdırellez’de kutlamalarını burada yapmaktadırlar. Aynı zamanda burada Ortodoks Rum toplumunda kutsal sayılan Ayazma bulunmaktadır. Ayazma, Ortodoks Rum toplumunda görülen bir su kaynağı ya da kuyu yanına kurulan küçük kiliselere denmektedir. Şemsimescid ve Ayazma’nın aynı binada alt katta Ayazma üst katta mescit olarak kullanılması Tire’de yaşayan Hristiyanlar için birlik ve beraberliği temsil etmektedir. Dinler arası uyumun ve birlikteliğin bir örneğidir. Sonbahar olmasına rağmen her yerin yem yeşil olması su ve kuş sesleri arasında gezintinizi yaparken burada nefis Türk kahvenizi içebilirsiniz.

Ayrıca Tirelerin yapmış olduğu el yapımı, organik enfes ürünleri almadan geçmemenizi öneririm. El yapımı üzüm pekmezleri, reçelleri, mevsimine göre meyve ve sebzeleri yanınızda götürebileceğiniz güzellikler. O kadar şirin o kadar içtenler ki almasanız bile güler yüzleriyle size hoş geldiniz diyerek ürünlerini tattırmak için elinden geleni yapıyorlar.  


Bir sonraki durağımız tarihi sokakların arasından geçerek Kent Müzesi oldu.  Birçok yeni gittiğim yerde kent müzesini gezerek şehirlerin daha iyi hissedildiğini düşünmekteyim. Farklı bağışçıların bağışlarıyla oluşan bu müzede Tire ye has el sanatlarının canlı şekilde sergilenen çarşısı görülmeye değer. Ücretsiz olarak gezebileceğiniz bu müze size tarihte yaşanmışlıkları bir nebzede olsun yaşatacak cinsten. Antik çağlardan kalma ürünler, el yazması Kur’an-ı Kerim’ler, tablolar, halılar ve özel kitabeler burada görülmeye değer eserler arasında bulunuyor. Oldukça farklı eserlere ev sahipliği yapan bu müze hakkında daha fazla bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz. http://www.tirekentmuzesi.com/
 
Kent Müzesinden çıktıktan sonra merkezde yürüyerek tarihi bedesten Tahtakale Çarşısına gidebilirsiniz. Tireden bir hatıra almak istediğiniz hediyeleri buradan temin edeceğiniz bu çarşıda ipek örtülerden, keçeye, iğne oyalarına, el dokuması halılardan ne ararsanız bulabilirsiniz. Bu arada çarşıda ara sokakta bulunan Yeni Kebap Salonu’nda meşhur Tire kebabı yemeden geçmemelisiniz. Hoca’nın yeri diye de bilinmekteymiş. Ben ilk defa yememe rağmen kelle paçası bir harikaydı!


Tire sokaklarında gezerken Tarihi Bakır Hanının üst katında açılan Leman Hanım Cafe Kültür Evi soluklanmanız için mükemmel bir yer. Toplamda 17 odası bulunan Kültür Evi’nde sahaf, antikacı, plakçı, keçeci, bakırcı, nalıncı, iğne oyası ve takı tasarımcısı gibi birçok el sanatı dükkânı bulunuyor. Tarihi bir mekân olan Bakır Hanı’nda aynı zamanda özgün bir ortamda açık büfe kahvaltı, nefis zeytinyağlı yemekler, her türlü soğuk ve sıcak içecekler de bulunuyor. Leman Kültür Evi’nde tarihten edebiyata, felsefeden astrolojiye kadar hemen her alanda etkinlikler düzenlenmekteymiş. Resim ve fotoğraf sergileriyle süslenen Bakır Hanı’nda 20.000’i aşkın kitap ve dergi koleksiyonu da sergilenmekte


Gezimize küçük bir mola vererek ertesi sabah Tire’nin Akça şehir Köyünde, yeşil ile mavinin kucaklaştığı, Dededen toruna kadar un değirmeni olarak kullanılan doğa ile iç içe Değirmen Restaurant'ta bir kahvaltı yaptık. Şömine başında kahvaltı etmek isterseniz mutlaka önceden yer ayırtmanız gerekmektedir. Kahvaltı yapmadan önce kendinizi resim çekmekten alıkoyamayacağınız bir manzaraya sahip. Zengin kahvaltısıyla görsel düşüncelerinizi doyurduğu gibi midenizde bir şölen yaşatacak. Harita bilgisine siteden ulaşabilirsiniz. http://www.tiredegirmen.com/


Daha o kadar çok gezecek cami, külliye, tekke ve hamamlar varmış ama gerçek anlamda gezmek için 2 güne sığdırmak gerçekten çok zor. Ve Tireden ayrılırken en çok aklımda kalan tarihine sahip çıkan, birçok tarihi dokuyu ziyaretçilerine ve halkına yaşatmaya çalışmakta olan bir ilçe. Gerek tarihi sokaklarıyla gerek doğasıyla bundan 50-60 yıl öncesinde yaşamamış olmama rağmen tarihi gözümde canlandırabildim.

Bu gezimin sonunda öğrendim ki İzmir’e bu kadar yakın olup zengin kültürü olan bir ilçe de zaman geçirebileceğimi. Umarım bir sonbahar günü sizin de yolunuz düşer ya da düşmesi için mutlaka imkân yararak tarihi dokunun yanında farklı lezzetleri de keşfedersiniz.

haftasonu izmir tire değirmen kent müzesi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz

E-Mail adresiniz ekranda gösterilmeyecektir. Rahatsız edici yorumlar için hukuki haklar saklıdır.